Osmanlı yazarlarının da söylediği gibi devletin varlığı yasaya,yasanın varlığı hükümdara,hükümdarın varlığı askere,askerin varlığı paraya ,paranın varlığı halka,halkın varlığı ise adalete dayanır. Adalet veya adil olan evrensel bir ideal olduğu kadar aynı zamanda ahlâki kişisel bir erdemdir. Bu sebeple “adillik” kişisel öznel olandır. İyilik kavramı nasıl her insana,her görüşe ,her ortama göre şekil değiştiriyorsa adil kavramı da algındığı şekle göre değişir. Bir kötülüğe bakış açısı örneğin ;çoğumuz ceza yönteminin o kişi için adil olduğunu düşünürken psikologlar, pedagoglar bu şekilde bir ferdi topluma kazandırılmayacağını dile getirir. Adil olana itiraz söz konusudur. Yasal olan ise tamamen doğrunun kanunlaştırılmış halidir .Aristoteles adilliği erdemlikle eş tutuyor. Ona göre erdemli olan adil olandır. Adil kavramını insani ahlak olarak ele aldığımızda yasal olması ön görülemez. Bu sebeple her adil olan yasal değildir.
